|
Türban,kezzap ve içki yasağı!.. |
|
|
|
|
Çarşamba, 20 Şubat 2008 |
İslam âlimleri ya da birilerinin deyimine göre ulema veya fetva makamını oluşturan insanlar, türbanı tartışıp duruyor. Kimileri, “Kur’anı dikkatli okuyun, hiçbir yerinde başın bağlanması veya örtünme biçimi ile ilgili bir şekle veya emre rastlayamazsınız. Sadece sıtrı avret yerlerinin örtünmesi belirtiliyor. Baş da avret yeri olmadığına göre mesele yok” diyor.
Kimileri ise, “Olur mu efendim, başın örtünmesi Allah’ın emridir. İnancın ta kendisidir. Saç kadının ziynetidir. Öyle ise mutlaka örtünmelidir” diyor.
Hedef kitlenin bazıları ise, “Size ne oluyor. Sevabı da, günahı da bana ait. İster örter, ister açarım. Ben Yaradan’a hesap veririm. Kendini ulema sanıp Fatiha suresini bilmeyenlere değil” derken, “Bu bizim özgürlüğümüzdür. Özgürlükler tartışılmaz” diyor.
Oysa ülkemizde baş bağlama ve giyinme özgürlüğünden önce tartışılacak ve çözüm bekleyen o kadar çok özgürlük ihlali var ki, anlatmak ve yazmakla bitmez.
Türbana el kaldıran, 411 elin içerisindeki türbancı ve urgancılar ile öteki netleşmeyenler, şimdi birbirlerine düşmüşe benziyor. Gündemde, ‘Velev ki’, üniversiteyi okudu, peki sonrası ne olacak?’ sorusu var.
Arkasından ne hikmetse birden bire ülkemizin çeşitli yörelerinde, okul önlerinde ve sokaklarda etekli kız ve kadınlarımıza asitli saldırılar başladı. Zaten bunun böyle olacağı belli idi. Yarınlarda harici ve dahili bedhahların işbirliği ile baş örtülü kızların örtüleri, bağlamayanların ise saçlarının çekilerek milleti birbirne düşürmeyeceklerini kim garanti edebilir?
Bunlarla birlikte daha önce başlatılan içki yasağı ve tecrit bölgeleri uygulamasına yeniden başlandı. Danıştay 1 Haziran 2006 günü verdiği karar ile, “İçkili yer bölgelerinin tecrit anlamında şehir yaşamının dışına itilmesi sonucu çıkarır” diyerek İçişleri Bakanlığı’nın bu konudakı yönetmeliğini iptal etmiş olmasına karşın, o günden sonra birçok belediye içki ruhsatı vermemeye başlamıştı.
Türban meselesinin TBMM’den geçtikten sonra, Danıştay’ın içkili yerlerle ilgili olarak aldığı karara rağmen, bu kararı yok sayan birçok belediye yeniden içkili yer ve mekanların gözden geçirmeye, bu tür mekanları bir araya toplama, ruhsatları iptal etme, hatta yeni ruhsat vermemeye başladıklarını duyuyoruz.
Sizce bu neyin habercisidir. Bu durumda ülkemiz nereye doğru gitmektedir. Bir düşünün bakalım...
Avcılar’ın otobüsleri nereye gitti?
Metrobüs’ün Topkapı-Avcılar arasında çalışmaya başlaması sonrasında minibüslerin de kaldırılması o yolda rahatlık getirir, halk memnun olurken, Avcılar’dan şikayetler gelmeye devam ediyor.
Başta Cihangir Mahallesi olmak üzere diğer mahallelerden metrobüs istasyonuna yolcu taşıyan otobüsler zamanında gelmemeye, hatta sefer sayılarında azalma olması üzerine bu durum çeşitli şekillerde yorumlanmaya neden oluyor.
Şimdi halkın kuşkusu ve görüşlerini dile getiren okurum Nezih Taş’ın sorularını İETT Genel Müdürü veya Taşıtlar Dairesi Başkanı’na soralım bakalım, ne diyecekler?...
1- Avcılar Belediye Başkanı’nın CHP’li olması otobüslerin sayılarında azalma olmasına etken midir?
2- Avcılar-Topkapı arasında çalışan minibüsler şimdi mahallelerden metrobüs istasyonuna yolcu taşıdıklarına göre, ilk etapta minibüsçülerin kızgınlığı gitsin, iyi para kazansınlar diye mi otobüs seferleri azaltıldı.
3- Minibüsçülerin otobüs şoförlerine seferleri azaltmaları için baskı uyguladıkları ya da hediye verdikleri iddiası doğru mu?
4- Bu durumları Müdürlüğünüze soran halk neden azarlanıyor?
Akçakır Köyü’nü bilen var mı?
Akçakır Köyü, Diyarbakır Kulp İlçesi’ne 60 km. mesafede bir köy olup yolu halen topraktır. Köyün suyu yoktur. Elektriği yoktur. Okul inşaatı sürdüğünden okulu yoktur. Köyde kadınlardan ve çocuklardan Türkçe bilen de yoktur. Türkçe bilen erkekler ise askerlikte öğrendikleri kadar biliyorlar.
Ey politikacılar ya da ülkemiz güllük gülistanlık diyen yöneticiler, 300 yıllık bu köyün 450 seçmeni olduğunu da bildirelim. Belki onun yüzü suyu hürmetine köye bir şeyler gider.
Ne dersiniz?
Tarihte bugün
1622: Genç Osman olarak da bilinen II. Osman katledildi.
1914: İstanbul’da ilk elektrikli tramvay sefere başladı.
1947: Sendikaları ve Sendika Birlikleri hakkındaki kanun kabul edildi.
1961: İhtilalden sonra ilk koalisyon kabinesi İsmet İnönü başkanlığında kuruldu.
1970: Boğaz Köprüsü’nün temeli atıldı.
20.02.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 56 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |