|
Zülfikarlı suç makinesi ve onun safındaki gençler!.. |
|
|
|
|
Çarşamba, 09 Nisan 2008 |
Önceki gün ve dün, Akdeniz Üniversitesi’nde gençlerin birbirlerine hücum ettiği sahneler fotoroman gibi gazetelerde yayınlandı, televizyonlarda gösterildi.
Tabancasının haznesine mermiyi sürüp sonra da gençlerimizin üzerine doğrultan alnı Zülfikarlı o kişi için, ne hikmetse hemen tevatür başladı. MHP’liler, “Aaa o mu, üyemiz değil ama arada sırada partimize uğrardı. Zararsız biri olarak bilirdik. Bu hareketine hiç anlam veremedik” dediler ama genel merkezce de görevden alındılar.
Yapılan incelemede Zülfikarlı bu kişinin suç makinesi olduğu ortaya çıktı. Kelimenin tam anlamıyla tek kişilik ordu ve bireysel terörist. Bunlardan ülkemizde kimbilir kaç tane var? Ve ne yazık ki, biz bu ve benzer kişilerle aynı ülkede, şehirde ve sokakta bir arada yaşıyoruz. Bu ve benzerlerinin belirtileri İstanbul’daki derbi maçları öncesinde yapılan aramalarda da çıkmıyor mu? Adam eğlenmek ve dinlenmek için maç seyretmeye gidiyor, bir bakıyorsunuz üzerinden kılıç, balta ve benzeri kesici ve delici aletler çıkıyor.
Trafikte ilerlerken birisine baktınız ya da gerekli oldu yol istediniz. Böylesi durumlarda insan görünümlü o kişileri silahla karşınızda görmek pekâlâ mümkün oluyor. Gazetelere bakıldığında bunlara ait boy boy haber ve fotoğraflara rastlanır.
Bu Zülfikarlı insan görünümlü kişi, kime ve neye hizmet ediyor, kimlerin maşalığını yapıyor bilmem ama ey insan görünümlü kişi; o silahı hiç bilmediğin, tanımadığın gençlere nasıl çevirir ve nasıl ateş edersin? Silah doğrulttuğun gençleri tanımadığına göre, onların arasında akraban da olabilirdi. En önemlisi o gençler başka bir devletin gençleri değil. Biz savaşta filan da değiliz. Onların işgal kuvveti olmadıkları da belli. Üzerine silah doğrultulan, balta, kazma ve benzeri aletler ve zincirle saldırılan o gençler, saldıranlarla birlikte bizim gençlerimiz ve Atatürk’ün bu ülkeyi emanet ettiği gençlerimizsiniz.
Peki sen kime hizmet ediyorsun? Seni anlamak o kadar zor ki...
Bu insan görünümlü kişiyi belli ki birileri amaçları ne ise şişirip göndermiş. Peki ellerinde pala, sopa, zincir, kesici ve delici aletler olan o akıncılar gibi hücuma geçen gençlerimiz;
Siz kimin üzerine gidiyordunuz? Karşınızdaki insanlar nereden gelmiş, hangi milletin gençleriydi. Ayrıca başka bir mlletin genci de olsalar böylesi vahşi bir saldırının ne anlamı var?
Hani siz bizim geleceğimizdiniz. Hani Atatürk’ün bu ülkeyi emanet ettiği gençlerdiniz. Şimdi o fotoğraflarınıza bir daha bakın bakalım. “Bu şeklimle kime gidiyorum” diyerek utanmalısınız. Utanıyorsanız insanlığınızı kaybetmemiş sayılırsınız. “Vay be nasıl saldırmıştık” diyerek kendinize o kötü anı övünme gibi görüyorsanız, kendinizi birilerine satmışsınız demektir. Oturup bir daha düşünün ve ne için saldırdığınızı, yaraladığınız arkadaşlarınızın kim olduğunu değerlendirin.
Sizler kavga etmek yerine oturup anlaşamadığınız konuları tartışmayı neden düşünmediğinizi bir değerlendirin bakalım.
Pişman olursanız inanın kendim ve sizlerin ailesi adına mutlu olacağım.
Milli Eğitim Müdürü nerede?
Önceki gün, Başakşehir’de faaliyet gösteren Çınar Koleji öğrencilerinin günümüz müfredatına ve giyim yönetmeliğine uygun olmayan kıyafetlerle eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam edildiği resimlerle kamu ile paylaşıldı.
İşte ülkemizi geren ve kadının başı ile uğraşılan bir ortamda, şimdi de minik kızlarımızın başına sıra geldi ise vay bu memleketin haline...
Okurlarımın bildirdiğine ve şikayetlerine bakılırsa, ilköğretim ve lise öğrencilerinin okul bahçesinde başları türbanla sarılmış vaziyette. “Okul İstanbul’da değil sanki İran’da” dedirtiyor. Peki bu durumun sonu ne olacak ey Milli Eğitim Bakanı ve ey İstanbul Eğitim Müdürü!
Bu olayların sebep olduğu durumu birkaç gün önce Antalya’da gördük. Şimdi arılarla uyuşturucu araştırması yapan Milli Eğitim Müdürümüz bu işine ara verip ilgili okulun müdürüne giyim yönetmeliğinden haberi olup olmadığını sorması gerekir. Haberi yoksa da ona uygun lisanla öğretilmelidir.
Yok, “Benden zaten bunlar isteniliyor. Kamu hizmeti almak o çocukların da hakkıdır” diyorsanız. O zaman, “Veladdaalliin amiin” demekten başka yapacak bir şey yok.
Tarihte bugün
1932: İlk kadın hakim Mürüvvet Hanım, Adana’da göreve başladı.
1945: Türkiye’de yerli ampul üretimi başladı.
1952: Şehir Tiyatroları Müdürlüğü’ne, daha önce Emniyet Müdürlüğü’nde 3. Şube Müdürü olan Orhan Hançerlioğlu getirildi.
1958: CHP’nin yayın organı ‘Ulus’ gazetesi Bülent Ecevit’in bir yazısı nedeniyle üçüncü kez kapatıldı.
1985: Kapatılan MHP’nin Genel Başkanı Alparslan Türkeş, 4,5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi.
09.04.2008
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (4) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 47 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |