|
ÖĞRETENİM..ÖĞRETMENİM.. Okul hayatımızda hepimizin birçok öğretmeni oldu. Bu manada her öğretmenin bizim kişiliğimizin oluşmasında, hayata ve olaylara bakışımızda az ya da çok, olumlu ya da olumsuz bir payı vardır. Kimi öğretmenimizi hiç unutamayız. Aradan yıllar geçse de hep hatırlar, hep hayırla yâd eder, herkese anlatırız. O; bizim olmak istediğimiz, her şeyi ile taklit ettiğimiz, kendimize rehber ve model aldığımız biridir. Şimdi size, bu yazıyı okuyan herkesin çok kolayca tanıyacağı, bu benimde öğretmenim diyeceği öğretmenimi; dünyamı ve ahretimi anlamlı kılan, bana yaşamın ve hayatın anlamını kendi yaşamı ile öğreten öğretmenimi, bu yazının müsaade ettiği kadarı ile anlatmaya çalışacağım. O BANA... İlim öğrenmenin kadın erkek herkese farz olduğunu, ilim Çin’de bile olsa gidip almamı; her zaman ya öğreten olmamı, ya öğrenen olmamı, ya dinleyen olmamı, ya da bunları seven biri olmamı öğretti. Hikmetin(bilginin, bilgeliğin, sırrın) benim yitiğim olduğunu, onu her nerede ve her kimde bulursam almamı öğretti. Ben çok fazla beceremesem de O, bana her zaman güler yüzlü olmayı öğretti. Ahlakımın güzel olmasını, söz ve hareketlerimin başkalarını incitmeyecek, üzmeyecek, yaralamayacak tarzda olmasını öğretti. Her zaman ve her işte kolaylaştıran, hiçbir zaman zorlaştırmayan ve uğraştırmayan; insanları hiçbir güzellikten ve hayırdan nefret ettirmeyen, her zaman müjdeleyen ve sevdiren biri olmamı öğretti. Bir hata ettiğimde, bir yanlışa düştüğümde hemen o hatadan ve yanlıştan dönmemi, üzdüğüm ve kırdığım insanlardan derhal özür dileyerek helallik almamı ve bir daha aynı kabahati işlememeye azami gayret ve dikkat göstermemi öğretti. Toplumun huzurunu bozan, insanları birbirine düşman eden her türlü kötülüğe, kargaşaya, fitne ve fesada kesinlikle bulaşmamamı, bunları ortadan kaldırmak için var gücümle gayret ve çaba göstermemi öğretti. Bu tür hadiselere bilerek veya bilmeden karışmış olan insanları bilfiil önleyebilme güç ve kudretine sahip olmadığım takdirde onları güzel sözle ve hareketle, anlayabilecekleri bir şekilde ikaz etmemi ve uyarmamı, bunu da yapamadığım zamanlarda kalbimde o insanlara karşı bir muhabbet ve sevgi beslemememi öğretti. Bu şekilde onlara karşı etkin ve kararlı bir tavır göstererek yanlışlarından dönünceye kadar o insanları topluma karşı işlemiş oldukları bu suçlardan dolayı tecrit etmemi öğretti. Hiçbir şekilde kimseye zarar vermememi ve bana verilmiş olsan bir zarar olsa bile o zarara da zararla mukabelede bulunmamamı öğretti. Kendim için istediğim bir şeyi kardeşim, arkadaşım, dostum, komşum, ortağım, ailem vs. içinde canı gönülden istememi, kendim için istemediğim hiçbir şeyi onlar içinde istemememi öğretti. Hiç kimseye zulmetmememi, insanların ayıplarını setretmemi(kapatmamı, örtmemi), her türlü dedikodu, gıybet, haset, iftiradan kesinlikle uzak durmamı; insanların sıkıntılarını, dertlerini ve ihtiyaçlarını gidermek için çaba sarf etmemi öğretti. İnsanları yaratandan ötürü sevmemi, kalbimi nefret ve kinden arındırmamı öğretti. İnsanların benden her konuda emin ve güvende olmalarını, emanete kesinlikle ihanet etmememi, bir konuda herhangi bir şey vaat ettiğimde her hal ve şartta o vaadimi yerine getirmemi, konuştuğumda her zaman doğru konuşmamı, şaka bile olsa yalandan uzak durmamı öğretti. Anneme ve babama karşı her zaman saygıyla, muhabbetle, candan davranmamı öğretti. Onları hiçbir zaman incitmememi, gönüllerini kıracak herhangi bir söz ve harekete sebep olmamamı, onlara “öf” bile dememin ve onları öfkeye ve kırgınlığa sevk edecek her türlü fiil ve sözümün Allah’ın öfkesine neden olacağını öğretti. Mazlumun, yolcunun, baba ve annemin duasının kabul edilen dualar olduğunu, bunların duasını almam için uyanık olmamı öğretti. Çocuğuma bırakabileceğim en güzel hediyenin onu güzel ahlak sahibi biri olarak yetiştirmem olduğunu öğretti. Küçüklerime karşı daima merhametle ve sevgiyle, büyüklerime karşı ise her zaman saygı ve hürmetle yaklaşmamı öğretti. Yetimlere, öksüzlere, gariplere sahip çıkmamı, onları koruyup kollamamı öğretti. Misafire ikram etmemi, komşularımla daima iyi ilişkiler içerisinde olmamı, onlara eza ve keder verecek her türlü hareket, söz ve fiilden uzak durmamı öğretti. Çevreye, doğaya zarar vermememi, kıyamet koparken bile elimde dikilecek bir fidan varsa onu dikmemi öğretti. Hiç kimseyi aldatmamamı, hiç kimseye haksızlık yapmamamı öğretti. Konuştuğum zaman hayır konuşmamı, bunu beceremediğim zamansa susmamı öğretti. İnsanlara teşekkür etmeyenin Allah’a şükredemeyeceğini öğretti. O’na sonsuz teşekkür ediyorum. O’nu anlatmaya, O’na teşekkür etmeye kelimelerin ve sözcüklerin kifayetsiz olduğunu biliyorum. O’nu canımdan ve her şeyimden daha çok seviyorum. Bir 24 Kasım ÖĞRETMENLER GÜNÜ vesilesiyle bana bir harf bile olsa öğreten bütün öğretmenlerime saygılarımı ve hürmetlerimi sunuyorum. Mustafa YELEK
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (19) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 407 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |