Erfurt live Header8
Anasayfa arrow Köşe Yazarları arrow Mustafa Yelek arrow Ramazan Bayramı
Erfurt live Header10 Erfurt live leer0
DUYURULAR
  :: ALUCRA MESLEK YÜKSEK OKULU TÖRENİ İÇİN YAPILAN ÇALIŞMALAR   :: ALUCRA GENÇLİK KOMİTESİ İLE GÜRBULAK'LI GENÇLER KAHVALTIDA BULUŞTU   :: ALUCRA BELEDİYE HİZMET BİNASI VE DÜĞÜN SALONU İNŞAAT ÇALIŞMALARI   :: ALUCRA MESLEK YÜKSEK OKULU İNŞAATINDA SON GELİŞME   :: ALUCRA.COM WİNDOWS LİVE İŞBİRLİĞİYLE ÜCRETSİZ E-POSTA HİZMETİ   :: ALUCRA MESLEK YÜKSEK OKULU İNŞAAT ÇALIŞMALARI   :: ALUCRA MESLEK YÜKSEK OKUL TOPLANTISI İÇİN BULUŞTULAR   :: TOKİ'DEN SATIŞ SÖZLEŞMESİNİ İMZALAYAMAYANLARA EK SÜRE   :: HÜRRİYET CADDESİ İLGİ BEKLİYOR   :: Ergenekon Yalanları
Ana Menü
Anasayfa
Haberler
Ziyaretçi Defteri
Köşe Yazarları
Alucra Resimleri
E-Posta
Alucram
Adetlerimiz
Alucra'nın Tarihi
Coğrafi Durumu
İdari Durumu
Alucra'nın Yıllara Göre Nüfusu
Sosyal Gelişimi
Alucra'da Eğitim
Alucranın ağız özellikleri
Alucra'nın Ekonomisi
Yöresel Oyunlarımız
Alucra Sözlüğü
Halk Hekimliği
Halk Mimarisi
Halk Mutfağı
Manevi Değerler
Halkın Giyimi
Oyunlar
Atasözleri ve Deyimler
Bilmeceler
Efsaneler
Fıkralar
Oyun Havaları
Türküler
Alucra Şehitlerimiz
Sanatçılarımız
Mustafa Küçük
Ozan Arif
Hasan Sarıyer
Hüseyin Karataş
Salim Işıklı
Ruşen Aydeniz
Yusuf Fenerci
Mahmut Urkaç
Bayram Kantar
Teoman Yakupoğlu
Zülal Söylemez
Yazarlarımız
Alucra Email


Ücretsiz E-Posta (ve msn) Hesabı Açın 5GB
Alucralı Değerlerimiz
Değerlerimiz
Alucraca
ALUCRA Yöresinden türemiş kelimeler
Sohbet




Ayın Konuğu



http://www.puralweb.com/

 

 

Z. Defteri Son Kayıt
YavuzKAYACIK
HEMŞERİ DEDİM BASTIM BAĞRIMA 
KİMİ SÖZLERİN GİTTİ AĞRIMA 
YİNEDE KURBAN OLAYIM SANA 
ÇÜNKÜ MEMLEKETİN ALUCRAAAAAA
Site istatistik
 Alucra.com Memleketimin Sesi  Grup Toplam
 Yönetici ( 1 ) Yönetici 1
 Yönetici ( 1 ) Yönetici 1
 kayıtlı ( 1 ) kayıtlı 1
 misafir ( 3 ) misafir 3
   Toplam 6
Sitedekiler
erdem_küçük


istatistikler
Son Üye  erdem_küçük
Bugün  4
Bu Hafta  11
Bu Ay  56
 

Advertisement
Ramazan Bayramı PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Perşembe, 04 Ekim 2007

 

RAMAZAN BAYRAMI

Rahmetini ve bereketini herkese sınırsızca sunan on bir ayın sultanı Ramazan ayını geride bırakıyoruz. Gelişini sabırsızlıkla ve özlemle bekleyen, geldiğinde canı gönülden “hoş geldin ya “Şehr-i Ramazan” diyebilen, bir ay süresince O’nu memnun etmeye ve O’ndan hakkıyla istifade etmeye çalışmış olmanın hazzını yaşayan ve şimdi ondan ayrılıyor olmanın hüznüne ona tekrar kavuşacağı günün umudunu baskın kılabilen herkese selam olsun.

 

On bir ay süresince irademizle veya irademiz dışında bulaştığımız her türlü maddi ve manevi kusurlardan arınma ve kurtulma fırsatını ve imkânını bize Ramazanla ve onda gizlediği leyle-i kadirle bahşeden yüce Rabbimize sonsuz şükürler olsun.

 

Ramazan bitti. Ramazanı hakkıyla idrak etmiş olmanın sevincini ve mutluluğunu yaşama günündeyiz. Bu rahmet iklimini bize yaşatan Rabbimize hamt ve şükür, bu havayı birlikte soluduğumuz tüm kardeşlerimize de teşekkür günündeyiz. Bayram bu şükür ve teşekkür gününün adıdır.

 

Bayramımızın adı Kur’anın ifadesiyle “Ramazan Bayramıdır.” Hal böyle olunca bu bayramı şeker bayramı diye isimlendirmek, anmak, kutlamak Ramazanın ruhuna asla uygun düşmez. Şeker bayramı ifadesi bir ay süresince oruçla ve zikirle yıkanmış olan gönüllerin ve dillerin söyleyebileceği, kulakların duyduğunda hoşlanabileceği bir ifade değildir. İster toplumumuzda yaygın hale gelmiş bir anlayış ve kabullenişin tezahürü olarak söylenmiş olsun isterse ramazanı, manevi havasını teneffüs etme nasibinden yoksun olarak geçirmiş olmanın bahtsızlığı ve huzursuzluğu ile söylenmiş olsun doğru bir isimlendirme değildir.

 

İnanıyorum ki hiç birimiz kendi adımız dışında, kişiliğimizi zedeleyecek bir isimle çağrılmak ya da tanınmak istemeyiz. Bu bayramın da adı “Ramazan Bayramıdır.” Ramazanın ruhuna ve özüne saygının gereği de budur. Buna böyle inanıp bu şekilde davranmanın en doğru yol olduğunu asla unutmayalım.

 

Bayram sevinçlerin ve mutlulukların doya doya ve coşkuyla yaşandığı ve paylaşıldığı gündür.

 

Bayram dargınlıkların ve kırgınlıkların unutulduğu, küskünlerin aralarındaki kin ve nefret duvarlarını yıkıp attıkları gündür.

 

Bayram gözden uzaklardakilerin hatırlandığı, gönülden uzaklardakilerin kucaklandığı gündür.

 

Bayram çocukların mutluluklarının gözlerinden, yetimlerin hüznünün yüzlerinden okunduğu gündür.

 

Bayram bizleri bin bir meşakkatle ve çileyle büyüten, her birimizi birer yuva sahibi yapıp köşesine çekilen, mutlu haberlerimizi aldıklarında bizlerden fazla sevinen, hüzünlü haberlerimize bizlerden daha çok üzülen anne ve babalarımızın, nine ve dedelerimizin yolumuzu beklediği gündür. 

 

Bayram uzun zamandır aramadığımız dostlarımızın, belki yıllardır kapısını çalmadığımız komşularımızın varlığımızdan ve hala unutulmadıklarından haberdar edilme günüdür.

 

Bayram affedilmeyi beklemektense affetmenin büyüklüğünün yaşanacağı gündür.

 

Gelin bayramı “bayram” edelim.

 

Arınmış olan gönüllerimizi herkese açalım.

 

Çocukluğumuzda yaşadığımız bayramları bir hatırlayalım. Bizlere bayramı unutulmaz kılan her ne var idiyse bu gün bizde onları yapalım. Bize unutulmaz bayram hatıraları bırakanlara olan borcumuzu ödeyelim.

 

Önce evimizden, ebeveynlerimizden, akrabalarımızdan, komşularımızdan başlayarak tüm insanlarla olan muhabbet bağlarını yeniden tesis edelim, güçlendirelim. Varsa husumetleri izale edelim, unutalım, hiç yaşanmamış sayalım.

 

Bir yetimin başını okşayalım. Yetim olmanın dayanılmaz acısını hafifletelim.

 

Bir kimsesize kimse olalım.

 

Ramazanın fark edilir ve gözle görülür biçimde olumlu bir iz bırakarak bizden ayrıldığını kendimize ve herkese hissettirelim.

 

Ramazan öncesi ile sonrası arasında hayatımızda bir değişiklik olmamışsa, tuttuğumuz oruçların, kıldığımız namazların, idrak ettiğimiz kadir gecesinin bizde bir yansıması vuku bulmamışsa ve biz bu rahmet ikliminden arınmadan ayrılmış isek neyin bayramını yapacağız ki!

 

Bayramdan önce küskün olduğunuz bir kardeşinizle barışmadıysanız, uzun zamandır aramadığınız bir dostunuzu hala aramadıysanız, bir yetimi, bir öksüzü sevindirmediyseniz, yolunuzu bekleyenlere uğramadıysanız rahmet yağmurlarından nasiplenmemişsiniz demektir.

 

Gelin Hz. Mevlana’nın dediği gibi:”Düne ait ne varsa dünle beraber geçti cancağızım. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” diyelim.

 

Buna var olan herkesi unuttuklarını ve ihmal ettiklerini hatırlamaya, kalbini kırdıklarını tamir etmeye, gönlünü yıkanları affetmeye…

 

Çocukları sevindirmeye, yetimlerin yüzünü güldürmeye, yaşlıları unutulmuşluk girdabından çıkarmaya…

 

Gönlünü ve kalbini muhabbetle herkese açmaya…

 

                                                                            Davet ediyorum.

 

Yunus Emre ne güzel söylemiştir:

“Ben gelmedim dava için, benim işim sevgi için
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim...”

Ramazan bayramınız mübarek olsun.

Mustafa YELEK
05.10.2007/CUMA
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

 


Favori olarak ekle (7) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 100 | Yazdır | E-posta

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
Video Haber






Sohbet


Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli!
Üye değilseniz lütfen tıklayın!






































Avukatınız Köşesi


Doktorunuz Köşesi


Şiirler
Lütfen şiirlerini görmek istediğiniz şairin baş harfine tıklayın
A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z

Popüler Şairler
Popüler Şiirler
Erfurt live leer
Erfurt live leer
Erfurt live unten Erfurt live leer Erfurt live unten
Reklam Alanı ( 468 x 60 )


designed by: yildiray pural