|
RAMAZAN VE ORUÇ Başlangıcı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif ayının İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Bereket ve huzur kaynağı olan, rahmetini ve manevi coşkusunu ister istemez herkesin hissettiği on bir ayın sultanı Ramazanı sevinçle ve coşkuyla karşılayanlardan olabilmeyi rabbimden diliyorum. Ramazan dediğimizde hepimizin aklına gelen oruçtur. Önce Oruçla başlayalım.. Yüce Rabbimiz kitabımız Kur’an-ı Kerimde buyuruyorlar ki: “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.”(Bakara,183) Arapça “Siyam, savm” kelimesinin karşılığı olan oruç, sözlükte nefsi meylettiği şeylerden, isterse bir söz olsun alıkoymak yani kendini tutmak anlamına gelmektedir. Korunmak.. Kendini tutmak.. Müslümanın yapabilme gücü, kudreti ve imkânı olduğu halde nefsinin hoşuna giden işleri kendi isteği ve iradesi ile ve de severek, haz duyarak yapmaması manasına geliyor. Her gün yapa geldiği birçok fiil ve eylemi belli süre için terk ediyor. Bir Müslümanı buna zorlayan her hangi bir güç yok. Günlük normal hayatınıza devam edebilme imkânınız ve fırsatınız olmasına rağmen edemiyorsunuz. İçinizden bir ses, büyük bir haz ve istekle “kendini koru, kendini tut” diyor. İmsaktan iftara kadar kendini koru ve kendini tut. Kendini korumak/tutmak ağzını, elini, dilini, gözünü, mideni, kalbini vs. korumaktır/tutmaktır. Bir mümin olarak hangini koruyoruz/tutuyoruz. Ağzımızı, midemizi tuttuğumuz kesin. Bir şey yiyip içmiyoruz. İftar saatini heyecanla bekliyor, huzurla ve coşkuyla iftar ediyoruz. Ama diğer uzuvlarımız. Dilimiz, elimiz, gözümüz, kalbimiz bunları ne kadar koruyoruz/tutuyoruz. Oruç sadece aç kalmak, susuz kalmak değildir, olmamalıdır da. Oruçla birlikte hayatımızda birçok değişikliğin başlaması gerekir. Alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli, her gün yapa geldiğimiz bir takım yanlış fiil ve eylemler varsa şayet onlardan da uzak durmalıyız. Sevgili Peygamberimiz(sav) buyuruyorlar ki:“Sizden birisi oruçlu olduğu zaman çirkin ve kırıcı söz söylemesin, cahillere yakışır tarzda hareket etmesin. Her kim kendisine sataşır, kırıcı söz söyler, kavga etmek isterse ona :”Ben oruçluyum, ben oruçluyum” desin.(Ebu Davut) Ben oruçluyum demek benden çirkin ve kırıcı bir söz, kem göz, kaba bir davranış, müslümana yakışmayan bir fiil ya da hareket göremezsin, bunları yapmamaya, bunlardan uzak durmaya niyet ettim demektir. Aslında mümin olmak, iman etmiş olmak; dedikodu yapmamak demektir, gıybet etmemek demektir, haset ve kin tutmamak demektir, kimsenin kalbini kırmamak demektir. Sevgili Peygamberimizin (sav) ifadesi ile “Gerçek mümin, elinden ve dilinden başkalarının zarar görmediği kişidir.” Hal böyle olunca bu hassasiyetlerin Ramazan ayında ve oruçlu iken daha da belirgin olarak hayatımızı şekillendirmesi gerekir. Yunus Emre ne güzel söylemiştir: “Bir kez gönül yıktın ise Bu kıldığın namaz değil Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil.” Ve Ramazan.. Yüce Rabbimiz buyuruyorlar ki: “Ramazan öyle bir aydır ki, bu ayda insanlar için apaçık bir hidayet olan, onlara doğru yolu gösteren ve hak ile batılı ayırt eden Kur’an-ı Kerim indirilmiştir.”(Bakara,185) “Ramazan’ın sözlük manasında temizlik, yanmak, keskinlik manaları bulunduğu gibi, dini bakımdan günahların yanması, Allah’a izafe manaları etken olmuştur.”(Elmalılı M.H. Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, I,531) Hakkıyla idrak edilen her ramazan bir nevi manevi Check-Up’tır. Senenin bir ayında kişinin hem bedeni hem ruhani olarak kendisini kontrolden geçirmesidir. Kendini dinlemesi, kendini gözden geçirmesi, kendine bakmasıdır. Kişinin bu kontrolü manevi arınmayı ve temizliği doğuracaktır. Bu da kişiye hem fiziksel olarak hem de ruhsal olarak bir yenilenme, bir yeniden başlama imkânı verecektir. Ramazan bir hatırlamadır. Yoksulu, fakir fukarayı, ihtiyaç sahibini hatırlamadır. Ramazan aynı zamanda hatırlanmadır. Sofrasında iftar edecek ekmeği olmayanların, çoluk çocuklarının geçimi ancak varlıklı olanların sadaka ve zekâtına bağlı olanların hatırlanmasıdır. Ramazan paylaşmaktır. Varlığını da, yokluğunu da paylaşmaktır. Sofranı paylaşmaktır. Kardeşliğini paylaşmaktır. Umudunu, sevincini, huzurunu paylaşmaktır. Ramazan sabretmektir. Sabretmeyi öğrenmektir. Kişinin iradesine sahip çıkması, arzu ve isteklerine gem vurmasını bilmesidir. Ebu Hureyre (ra),Hz. Peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti.“Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur. Oruç sabrın yarısıdır.”(Tergib ve Terhib,II,414) Ramazan Kur’anla hemhal olmaktır. Ramazan Kur’an ayıdır aynı zamanda. O Kur’an ki bizim için bir hidayet kaynağıdır. Doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzel olanı çirkin olandan, faydalı olanı zararlı olandan ancak onun rehberliği ile ayırabiliriz. Kur’anla hemhal olmak kişinin Rabbiyle hemhal olmasıdır. Kişi rabbiyle hemhal olunca Yunus gibi söyler artık:”Canlar canını buldum bu canım yağma olsun.” Ramazan özlemektir. Siz eski ramazanları özlemiyor musunuz? Hepimizin Ramazanı mübarek olsun. Dua ile.. Mustafa YELEK
Favori olarak ekle (10) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 212 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |