|
“Sevenimiz olsaydı serseri olmazdık” İşim gereği sık seyahat eden birisiyim. Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında bulunduğum zamanlarda iş sonrası vaktimi, genellikle şehrin tarihi ve turistik mekânlarını gezerek değerlendirmeye çalışıyorum. Her gittiğim yerde bilinen mekânlar yanında bulunduğum şehrin arka sokaklarında yürümeye, o sokaklardaki yaşamı gözlemlemeye özellikle gayret ediyorum. Bir şehrin arka sokakları daha cazip geliyor bana. Bir filmin kamera arkası gibi, ya da bir tiyatronun sahne arkası. Olabildiğince doğal, içten ve samimi bir yaşam bu ara sokaklarda yaşanıyor. Şehirlerin ara sokakları makyajsız, riyasız ve gösterişsizdir her yerde. Görmek istediğiniz mekanlar ve insanlar oralardadır.Şehrin bulvarlarını işgal edenlerin şehrin sahibi sayıldığı bir memlekette şehirlerin asıl sahipleriyle tanışmak isteyenler bu ara sokaklara gitmeli.Orda yaşamaktadır simitçiler,evinize kadar süt getiren sütçüler,sizi sahura kaldıran davulcular..O sokaklarda bulursunuz yalın ayak yetimleri,evi üstüne akan garipleri,sokağınızı süpüren çilekeşleri.. Top peşinde koşan çocuklar, çamurdan-kumdan evler kuran çocuklar, balkondan balkona çamaşır seren, derdini ekmeğini paylaşan komşular bu sokaklardadır. Ara sokaklar bir şehrin elleri ve kollarıdır,akılsız başlar yüzünden çekmediği çile kalmayan ayakları.. Daracıktırlar, bakımsızdırlar, yıkık döküktürler belki ama sıcaktırlar, konukseverdirler, güler yüzlüdürler. Ağlarken makyajım dökülür korkusu taşımadan ağlar, bütün samimiyeti ve safiyeti ile gülümserler. …………………………………… İki yıl önceydi. Bir eğitim semineri için Balıkesir’e gitmiştik. Dört gün süresince bu ilimizde kaldık. Bu vesile ile şehri gezip görme fırsatımızda olmuştu. Anlattığım gibi Balıkesir’in ara sokaklarında da gezerken bir duvar yazısı çıktı karşıma. Alttaki resimde gördüğünüz yazı. “Sevenimiz olsaydı serseri olmazdık”(Ali-Ulaş)
 Ali ve Ulaş bize, hepimize bir şey söylüyorlar. Yaşadığımız şehirlerin arka sokaklarında,bulvarlarında gördüğümüz,yüzümüzü çevirip geçtiğimiz,serseri-başıboş-tinerci-sokak çocuğu diye şikayet ettiğimiz nice çocuklar adına bir şeyler söylüyorlar.. Haykırıyorlar adeta. Yürek sızılarını, gözyaşlarını, yok olmuş hayallerini, körelmiş umutlarını, belirsiz-hedefsiz geleceklerini yok edenlere olan feryatlarını, haykırışlarını yüreklerinin kanıyla duvarlara kazıyorlar. Asıl suç bizde değil, bizi sevgiden mahrum bırakanlarda diye sesleniyorlar. Sevgisiz bir yürek insana yüktür. Sevgi yoksa bir kalpte, o kalbin sahibine ne faydası dokunur ki? Sevgidir yaşamı anlamlı kılan. Gördüğümüz, dokunduğumuz her şeyi bize sevdiren içimizdeki sevgidir. Yüreğimizde sevgi yoksa şayet hiçbir şeyin de bizim için bir anlamı yok demektir. “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbiriniz sevmedikçe de hakiki manada iman etmiş olmazsınız.” diye buyuruyor Sevgili Peygamberimiz(sav).Birbirimizi sevmeyi imanın şartı haline getiren bir peygamberin ümmeti olarak, mutlak ihtiyacımız haline gelen sevgiyi-muhabbeti yeniden yeşertelim. Ama bilelim ki, sevgi karşılık beklemeden olmalı, menfaatten, çıkardan uzak olmalı. Sevgi fedakârlık demektir bir bakıma. Seven fedakâr olmalı. Severken fedakârlık yapmak sevgisiz bıraktığınızda karşımıza çıkacak olan cefakârlıktan çok daha iyidir. Kalbimize nakşedilen sevgi herkese yeter. Sevgide cimrilik olmaz, olmamalı. Ali ve Ulaş diyorlar ki:”Serseri olmuşsak, sevgisiz bırakıldığımızdandır. Etrafınızda şikâyet ettiğiniz her şeyde; çocuklarınızda, komşularınızda, iş arkadaşlarınızda, evinizde, işinizde, derneğinizde, sokağınızda eksik olan sevgidir. Şikâyeti bırakın; önce kendinizden, çocuklarınızdan, ailenizden başlamak üzere birbirinizi sevin.” Ali ve Ulaş’a kulak verelim. Ama unutmayalım ki, sevgiyi bize ilham edecek olan Âlemlerin Rabbini ve muhabbetten hâsıl olan O’nun âlemlere rahmet olarak gönderdiği sevgili Peygamberimizi(sav) hakkıyla sevmeden kimseyi sevemeyiz. Ey Rabbimiz! Sevdir bize hep sevdiklerini, yerdir bize hep yerdiklerini, yâr et bize erdirdiklerini. Sen sevdirmezsen biz sevemeyiz. İçinde bulunduğumuz zifiri karanlığı aydınlatacak olan her birimizin yüreğindeki sevginin ışığıdır. Haydi, ışığımızı yakalım ki aydınlansın yolumuz. Sevgilerimle… Mustafa YELEK
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (7) | Görüntüleme sayısı: 182 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |