|
Pazartesi, 22 Ekim 2007 |
“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın… Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.” Her karış toprağı şehit kanıyla yoğrulmuş bu cennet vatan uğruna gözünü hiç kırpmadan can veren; bağımsızlığımızın, inancımızın, milli onurumuzun simgesi bir hilal uğruna tertemiz alnından vurulup şehit olan bütün Mehmetçiklerimize Rahman ve Rahim olan Rabbimizden rahmet diliyorum. Yaralı olan Mehmetçiklerimize de yüce mevlamdan acil şifalar niyaz ediyorum.
Son olarak Ramazan bayramımızı ve sonrasını bize zehir eden insanlıktan nasibini almamış bu Siyonist taşeronlarını ve uşaklarını nefretle kınıyorum. Bu alçaklar ve onların arkasında olanlar bilmeliler ki bu milletin her ferdi azimle ve vakarla yıllardır hep bir ağızdan şöyle seslenmektedir:
“Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar?”
Bu haykırışımız kıyamete kadar sürecektir. Bu millet ezelden beridir hür yaşamış, kükremiş sel gibi bendini çiğnemiş aşmıştır.
Çanakkale’yi destanlaştıran unutulmaz hadiselerden biridir..Çanakkale savaşlarında askerler arasında bulunan Yozgatlı Hasanın saçına kına yakıldığını gören komutanı, Hasana bunun nedenini sorar. Hasan sebebini bilemediğini söyler ve annesine bir mektup yazarak saçına yakılan kınanın ne anlama geldiğini sorar. Annesinin Hasan yazdığı mektup bu milletin hafızasına ve dünya tarihine kazılmış bir destandır:
''Oğlum, zabit efendiye söyle, biz üç şeye kına yakarız. Birincisi kurban edilecek koça. İkincisi gelin olacak kızımıza. Üçüncüsü de askere uğurladığımız evladımıza. Sen dört kardeşin arasında kurbansın. Sen orada şehit olacaksın inşallah. Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa ben de senin saçını öyle kınaladım''
Dost düşman herkes bilmeliler ki, Çanakkale’yi geçilmez kılan bu irade ve inanç bu günde mevcuttur.
Ancak bu kanlı terörün asıl kaynağını anlamadan bataklığı tamamen kurutmak mümkün değildir. Büyük Ortadoğu Projesini (BOP),Büyük İsrail Projesi diye anlamadan ve tahlil etmeden meseleyi doğru algılayamayız. Osmanlının çöküş döneminden başlayarak ve her iki dünya savaşından sonra oluşturulan dünya düzeninin ve özelliklede soğuk savaşın sona erdiği doksanlı yıllarla birlikte çokça duyduğumuz yenidünya düzeninin Ortadoğu’daki tek amacı ve hedefi Büyük İsrail Devletini kurmaktı. Bu amaç için her şey yapıldı, yapılmaya da devam ediyor. Dünyanın bir ucundan gelip Irak’ı parçalayanların, Filistinlileri birbirine düşürenlerin, İran’ı, Suriye’yi hedef tahtasına oturtanların bu coğrafyanın lider ülkesi Türkiye’yi dost ve müttefik ülke diye tanımladıklarına asla aldanmamalıyız. Türkiye, yıllardır planlı ve programlı bir biçimde ekonomik olarak çökertilmeye çalışılmış, ASALA ve PKK gibi terör örgütleriyle de uğraşmak zorunda bırakılmıştır.
Bütün bunların arkasındaki planlayıcı gücün Necip Fazıl’ın ifadesi ile “yumurtalarını pişirmek için dünyayı ateşe vermekten çekinmeyen bir lanetli topluluk olan Siyonistler” ile bilerek ya da bilmeden onların amacına hizmet eden, Atatürk’ün veciz ifadesi ile “dâhili ve harici bedhahlar” olduğunu kavradığımızda çözüme daha fazla yaklaşmış olacağız.
Meseleye böyle baktığımızda terörün asıl hedefinin bu ülke insanının kardeşliği olduğunu da kavramış olacağız. Bu kahpelerin amacı asırlardır kardeşçe yaşamış, aynı Allah’a ve Peygambere inanan, aynı havayı solumuş, birlikte ağlayıp birlikte gülmüş, et ve kemik gibi birbirine bağlı bu milletin birlik ve beraberliğini bozmak suretiyle asıl hedeflerine kısa sürede ulaşmaktır.
Bizi birbirimize düşürmek isteyen bu alçakların tuzağına asla düşmemeliyiz. Bu günlerde göstereceğimiz metanet ve sabır, birlik ve dayanışma öyle güçlü olmalı ki bu alçaklar, Afganistan’da, Filistin’de, Bosna’da, Irak’ta yaptıklarını bu ülkede yapma cesaretini bile kendilerinde bulamamalılar.
Mehmet Akif Ersoy’un ifadesiyle söyleyelim. “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez"
Hakkâri’den Edirne’ye gönüllerimizi birleştirelim. Ve yetmiş beş milyon vatan evladı hep birlikte söyleyelim ki: ”Ey benim bin yıllık kardeşim unutma! Benim ciğerim yanar senin parmağına çöp batsa.”
Mustafa YELEK
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (12) | Görüntüleme sayısı: 220 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |