Köşe Yazarları
Mustafa Yelek
Terör(2) ve Çare | Terör(2) ve Çare |
|
|
|
| Perşembe, 22 Kasım 2007 | ||||
|
Terör(2) ve Çare
Bundan önceki Terör(1) başlıklı yazımızın ana fikri şuydu: Karşı karşıya kaldığımız ve bu ülke insanının en büyük problemi haline gelen terörün asıl kaynağını/sebebini iyi tahlil edemeden sorunu çözemeyiz. Bu çerçevede belirtmiştik ki, bu terörün asıl sebeplerinden birisi Ortadoğu’ya sözde demokrasi ve barış getirmek isteyen “harici” güçler ile onların ortaya attığı Büyük Ortadoğu Projesini iyi tahlil edemeyen ve bu projenin maksadının Büyük İsrail Devleti’ni kurmak olduğunu anlayamadan sorumluluk sahibi “dâhili” kişilerdir.
Bu yazımıza vesile olan ve hepimizi kahreden 21 Ekim 2007 tarihli Dağlıca hadisesinden bu güne kadar geçen süreçte gördüklerimizde yukarda ki kanaatimizi doğrulamaktadır. Yaklaşık bir aylık süreçte yaşanan diplomatik trafiğe bir bakalım. Önce ABD dış işleri bakanı Türkiye’ye geldi. Sonrasında Sn. Başbakanımız ABD’ye gitti. En son olarak ta İsrail Cumhurbaşkanı ülkemize geldi. Bu en üst düzey görüşmeler bize terörün destekçilerini de görme ve anlama imkânını veriyor. Umarız meseleyi hala anla(ya)mayanlar ve sorunu sadece bir terör örgütü ekseninde düşünenler akıllarını başlarına alırlar. Bu kısa özetten sonra bu yazıda asıl söylemek istediklerimi kısa başlıklar halinde sizlerle paylaşmak istiyorum. Terör: 1.Amacı: Osmanlı İmparatorluğunun dağılması ile elde edilmek istenilen ama Kurtuluş savaşı nedeniyle nihai amacına ulaşılamayan Anadolu coğrafyasını parçalamak, 2.Kaynağı: “Dâhili ve harici bedhahlar” Bu amacı gerçekleştirmek için bölgeyi kan gölüne çeviren başta ABD, İngiltere ve İsrail ile onlara dolaylı ya da dolaysız destek veren basiretsiz ve dirayetsiz yöneticiler. 3.Hedef: Bu bölgede İsrail devletinin güvenliğini tam olarak garanti altına almak, nihai olarak da Büyük İsrail Devletini kurmak. ABD’nin Irak’ta, Afganistan’da, Somali’de ne işi olduğunu bir düşünelim. İkiz kulelerinin vuruluşunu canlı yayınlarla dünyaya seyrettirip müsebbiplerini hiç araştırmadan bütün dünyayı “ya benimlesiniz, ya hedefimsiniz” diye tehdit eden, bunu bahane edip Afganistan’ı ve Irak’ı işgal eden ama Türkiye söz konusu olunca barış havarisi kesilenleri artık görelim. İki İsrail askeri kaçırıldı diye Lübnan’ı bomba yağmuruna tutanların ve onları destekleyenlerin Türkiye söz konusu olunca barıştan, demokrasiden, diplomasiden bahsetmelerini hatırlayalım.
Örnekleri çoğaltabiliriz. Ama köy artık görünmekle kalmamış bütün varlığı ile karşımızda dururken kılavuz aramanın da anlamı yok sanırım. 1.Teşhis: Problemi doğru tespit etmek. Bu konunun “harici” kısmını yukarda zikrettik. Birde meselenin “dâhili” kısmı var ki diğerinden daha önemlidir. Oda şudur: İktidarı ile muhalefeti ile güvenlik güçleri ile bürokrasisi ile bu ülkeyi yönetenlerin ve basını ile medyası ile yazarı ile üniversitesi ile sivil toplum kuruluşları ile toplumu yönlendirenlerin bu milletin değerleri ile barışması şarttır. Bu milleti bir arada tutan tarihidir, kültürüdür, Müslümanlığıdır. Bu değerlerle barışmadan ne ekonomik, ne siyasi nede bu terör meselesini çözüme kavuşturmak mümkün olmayacaktır.
2.Çözüm: Dış politikamızı yeniden gözden geçirmek, dost ve müttefik ülke tanımını yeniden yapmak, çevremizi saran ateş çemberinden bizi koruyacak yeni dostluklar ve ittifaklar kurmak öncelikli dış politika hedeflerimiz olmalıdır.
Kitle imha silahlarının en öldürücüsüne ve son teknolojisine sahip olanların ve bunlarla ilgili milyarlarca dolarlık bütçe hazırlayanların başkalarının teknoloji geliştirme projelerini savaş sebebi saymaları,bu gerekçelerle ülkeler işgal etmeleri,buna destek olmayanları da düşman safında değerlendirerek cezalandırmaya kalkmalarını kabullenmeyen bir dış politika.. Jeopolitik konumu, tarihi geçmişi ve sahip olduğu zenginliklerinin ülkesine,bölgesinde lider ülke olma imkanını ve fırsatını verdiği bilinci ile hareket edecek ve buna göre icra edilecek etken bir dış politika.. Milletin inancıyla,değerleriyle,kültürüyle kavga etmeyen bir devlet anlayışı.. Yasak koyan, özgürlük alanını daraltan, yeni düşmanlıklar doğuran değil; mümkün olduğunca vatandaşına güvenen,özgürlükleri olabildiğince genişleten, hizmeti önceleyen bir devlet anlayışı.. Sorunlarını dayatma ile değil diyalog ve anlayışla çözen, paranoyalarla yeni düşmanlıklar ve problemler icat etmeyen, benim gibi düşünmeyen bana düşmandır felsefesini bir kenara bırakan bir devlet anlayışı.. Bunlar gibi söyleyeceğimiz çok şey var. Ama işi biraz daha somut hale getirelim. Bu ülkenin bir bölgesi yıllardır ekonomik olarak geri bırakıldı. Ne devlet nede iş adamlarımız Ankara’nın ötesine yatırım yapmadı. Ankara’dan sonrasını “sürgün” yeri olarak görüldü. Yöneticilerimiz kendileri gibi düşünmeyeni, kendi siyasi düşüncelerine sahip olmayanı oraya sürgüne gönderdi, gönderemediklerini göndermekle tehdit etti. Bölgenin kendine has feodal yapısını herkes kendi menfaati için kullandı. Konuyu özetlersek 1.Dış politikamızı gözden geçireceğiz. 2.Yönetim anlayışımızı hizmet odaklı; parçalamayan bütünleştiren, ayırmayan birleştiren, uzaklaştırmayan yakınlaştıran, korkutmayan sevdiren, yasaklamayan özgürleştiren bir yapıya büründüreceğiz. Bir taraftan “haydı kızlar okula” kampanyası yaparken diğer taraftan sadece başının örtüsü sebebiyle Üniversite kapılarını kapatmayacağız. İnsan olarak rengimize, ırkımıza, bölgemize, dilimize, mezhebimize bakmaksızın bizi birbirimize kardeş kılan İslam inancını “irtica” muamması ile düşman addetmeyeceğiz. Bu bataklıktan kurtuluşun en önemli ve öncelikli parametresinin din kardeşliği olduğunu bilecek, ona göre hareket edeceğiz. 3.Millet olarak da bütün bu gerçekleri bilip ona göre tercihte bulunacağız, ona göre yöneticilerimizi denetleyeceğiz, ona göre birbirimizle olan hukukumuzu koruyacağız. Çanakkale destanları, Nene Hatunları, Sütçü İmamları, Seyyit Çavuşları olan bir milleti kimse bölüp parçalayamaz. Yeter ki biz millet olarak kendimizin, kendi gücümüzün farkına varalım. Selam ve dua ile…
Favori olarak ekle (15) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 226 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Anasayfa |
| Son Haberler |
| Köşe Yazarları |
| Ziyaretçi Defteri |
| Alucra Resimleri |
| Alucra Videoları |
| E-Posta |
| Mustafa Küçük |
| Ozan Arif |
| Hasan Sarıyer |
| Hüseyin Karataş |
| Salim Işıklı |
| Ruşen Aydeniz |
| Yusuf Fenerci |
| Mahmut Urkaç |
| Bayram Kantar |
| Teoman Yakupoğlu |
| Zülal Söylemez |
| Yazarlarımız |
| Değerlerimiz |
|
Mesaj gönderebilmek için login olmanız gerekli! Üye değilseniz lütfen tıklayın! |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |