Bir bayramı daha geride bıraktık ve yeni bir yıla giriyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yılda insanlar hep aynı dilekleri dilemekten başka bir şey yapmıyor. İyisiyle kötüsüyle zaman bir şekilde geçmekte, insanlar yaşlanmakta. Her bayram geldiğinde “Nerde o eski bayramlar” dediğinizi duyar gibiyim. Belki de insanımızın özlemi eski bayramlara değildir. Asıl özlem çocukluğa ve gençliğe duyulan özlemdir.
Bundan yıllar önce, insanımızın büyük şehirlere henüz göç etmediği yılların bayramlarıyla, şimdiki zamanı kıyaslamak tabi mümkün değil. Fakat doğduğu yerleri unutmak, insanın memleketine yapabileceği en büyük küstahlıktır.Bizim yörenin insanları bir konu üzerinde konuşmaya başladığında, her zaman eleştiri ve yıkıcı cümleler ile söze başlar. Bunu geçmiş yıllarda değil ama şuan daha iyi anlıyorum. “Alucralıların genlerinde olan bir karakter” diyeceğim ama öyle de değil. Bugün bizler için, yani Alucralılar için bir dönüm anındayız. 2008 yılı bizler için önemli bir dönüm noktası.
Bu yıl ilçemiz ile ilgili konulara ve sorunlara ciddi anlamda el atılacağına inanıyorum. İlçemizin sorunları ilgili ciddi çalışmalarımız var. İnşallah “başka arkadaşlarımızın” da bizler gibi çalışmaları vardır. Bildiğiniz gibi 2002 yılı ile 2007 yılları arasında TBMM’de bir milletvekilimiz vardı. Bu dönemde de var. Belki geçen dönem insanlarımız vekilimizin yapmış olduğu çalışmaları, ciddi anlamda hissedemedi. Ama 2008 yılı itibarı ile gözle görülür yatırımları ve çalışmaları görecekler.
Neden ideolojilerimize “dinimiz” gibi bakarız bir türlü anlamıyorum. Ünlü bir düşünür diyor ki; Yalnız aptallar ve ölüler düşüncelerini hiç değiştirmezler. Alucra için elini taşın altına koyan dostlarımız ölü değiller. O zaman ya düşüncelerini değiştirsinler, ya da düşünürün yukarıda ki sözünü iyi idrak etsinler. Laf ile peynir gemisi yürümüyor. İdeolojiler bir yana bırakılıp, ciddi olarak girişimde bulunmanın yolu bellidir. Kimse macera peşinde olamaz, olmamalı ve sadece laf üretmeyi becerenlere de meydanı vermemeliyiz. Güçlü olmak siyasetin organlarını kullanmakla mümkündür.
Bugün ilçemizde bir çok gencimiz işsiz, esnaf ve çiftçilik bitmenin eşiğinde. Hep aynı lafları söylüyoruz belki, ama her ilçenin bizim ilçemize benzer sorunları var. Ama her ilçenin TBMM’de bir milletvekili yok. Bunu unutmamalıyız ve yaptığımız çalışmaların adımını bu düşünce ile atmalıyız. Daha dünkü çocuklara kalmamalı bu memleket. Dernekleşme ile kaliteli adımlar atabiliriz, fakat bugün derneklerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız memleketlerinin derdini anlayacak yapıdan uzaklaşmaya başlamış.
Elle tutulur gözle görülür, somut hizmetlerde bulunan birkaç köy derneğimizin haricinde dernekçilik bitmiş durumda. Alucra Vakfı olarak bizler bu konuya ön ayak olunması için “Alucra Gençlik Komitesi” ne destek verdik ve olumlu sonuçlar aldık. İnşallah önümüzde ki yıl planladığımız çalışmaları da sizlere sunacağız.Uzun lafın kısası, bu yıl bizler için özel bir yıl. Artık Ankara, ücradaki ilçe Alucra’nın sessiz çığlığına cevap verebileceğini yineliyor. Bizlere de bu cevabı verecek kişiye minnet ve sevgi dolu gözlerle bakmak düşüyor. Boş ve eskimiş ideolojilerden hiçbir zaman bir kazanım yaşamadık.
20 yıldan bu yana bir çivi bile çakılmadı, şimdi çivi çakmak isteyenlerin yolunda durmayalım. Malum insanlar hep olacaktır. “Tarla sahibi olmak değil, tarlayı ekmek ve sürmek önemlidir.” Tarla sahibi çok, tarlamızda çok. Asıl iş, ürünü kimin ekeceği. Bizim ellerin insanı ne kadar boş vermişte olsa yüreğinde kocaman bir sevda taşır. O sevdanın hatırına gördüğümüz her taşın altına ya el koyalım, ya da el koyacak olanlara yer açalım. Tüm hemşerilerimin bayramını ve yeni yılını kutluyorum…