Derslerimden birinde öğrencilere her dili o dile özgü sözcüklerle konuşmalarını, kesinlikle dilleri birbirine karıştırmamalarını söyledim. Türkçe konuşuyorlarsa Türkçe, Fransızca konuşuyorlarsa Fransızca, İngilizce konuşuyorlarsa İngilizce konuşmaları gerektiğini söyledim. Fakat daha sonra kendimi sorgulamaya başladım. Biz ne kadar Türkçe konuşuyoruz?
Farkında değiliz belki ama aslında biz Türkçe konuşmuyoruz. Biliyorum şimdi bana diyeceksiniz “olur mu öyle şey, tabii ki Türkçe konuşuyoruz. Ne demek şimdi bu?” gibi tepkileri görüyor gibiyim. Aslında biz millet olarak çok kültürlü bir milletiz, birkaç dil biliyor ve konuşuyoruz. Neden mi? Şimdi açıklayacağım.
Ülkemiz, tarihinde yabancı ülkelerle gerek siyasi, gerekse ekonomik ilişkilerinden dolayı ve aydın kesimimizin bu ülkelere eğitim vb. amaçla gitmesi ve sonrasında ülkelerine döndüğünde öğrendikleri yabancı sözcükleri, gerek yazılı gerekse sözlü olarak, kendi dillerinde de kullanmaları sonucu dilimizde “dil kirliliği” diye adlandırdığımız olgu başlamıştır. Tabii ki bunda çevirmenlerin de büyük rolü vardır. Dil kirliliğine en büyük darbeyi teknolojik ürünlerin ülkemize girmesi ve önceden Türkçe karışlıklarının belirlenmeden piyasa sürülmesi vurmuştur.
Biz aslında millet olarak Türkçenin yanı sıra Fransızca, Arapça, Farsça ve teknolojinin kaçınılmaz sonucu olarak da tabii ki İngilizce biliyoruz. Çok dilli bir milletiz ama farkında değiliz. Günlük dilimiz Fransızca, Arapça, Farsça sözcüklerle (televizyon, radyo, telefon, pantolon, teşekkür, mektup, vb), Hukuk dilimiz Farsça ve Arapça sözcüklerle, Ekonomi dilimiz İngilizce, İtalyanca, Fransızca vb. sözcüklerle, tıp dilimiz Latince sözcüklerle, bilim dilimiz, kullandığımız tüm teknolojik ürünler de İngilizce sözcüklerle doluyken nasıl olur da biz yabancı dil bilmiyoruz diyebiliriz? Bir cep telefonundan ya da bilgisayardan bahsederken (‘telefonun şarjı bitmiş, bilgisayarımın bataryası problemli, mausum arızalandı, klavyenin tuşları’ vb.) kaç Türkçe sözcük kullanıyoruz dersiniz? Hemen hemen hiç.
Bazılarınızın “önemli olan anlaşmak, birbirimizi anlamak” dediğini duyar gibi oluyorum. Hayır, böyle bir şey kabul edilemez. Bir milleti millet yapan değerlerin başında dil gelmektedir. Bir ülkede dil birliği, bütünlüğü olmadan birlik olmaz. Bu konuda yazılı ve sözlü basına çok görev düşmektedir. Lütfen dilimizi en sade şekliyle kullanalım. Yabancı sözcükleri dilimize karıştırmak bir marifet, aydınca bir tutum değil, bir suçtur, dili katletmektir. Tabii ki en büyük görev de Türk Dil Kurumumuza düşmektedir. Millet olarak hangi birimde çalışıyorsak çalışalım (öğretmen, yazar, gazeteci, politikacı, hukukçu, doktor, vb) lütfen dilimizi düzgün kullanalım ve mümkün olduğunca Türkçe konuşalım, yazalım. Şimdi soruyorum size: sizce ne kadar Türkçe konuşuyoruz?