 Bir gün posta kutuma bir mail geldi... Açtığımda okudukça şaşırıyordum.. Bu mail Turgut Ekiz’den gelmişti, kendisi sanatçı, ama bahsettiği yazdığı kişi “Rafet Ekiz” “Ressam” okudukça hayretim artıyordu.Hemen kendisini aradım ve tanışmak istediğimizi söyledim. Sağ olsun geldi tanıştık.. Bize Rafet Ekiz’i anlattı. Rafet Ekiz hakkında daha çok bilgi almak için “Rafetçe” kitabını ve biyografisini hediye etti. Annesinden bahsetti, annesi Esma Ekiz, rahmetli hiç okuma yazması olmadığı halde kendini o kadar güzel yetiştirmiş ki hayret etmek hayran kalmamak mümkün değildi. Turgut Ekiz’in bize verdiği iki adet kitaptan özetle Ekiz ailesini gururla sizle paylaşıyoruz… Ekiz ailesini bizlerle buluşturduğu için Turgut Ekiz’e de teşekkür ediyorum.
RAFET EKİZ
Rafet Ekiz’in 53 yıllık yaşamında baktığımız zaman, göçer ruhlu olduğunu, onun sabit olarak bir yerde çok uzun süre ikamet etmediğini görürüz. Resmi tahsili için; 1972 yılında Samsun’dan gelip, İstanbul’a yerleşmesinden, yaşamının son anına kadar hep göçer yaşadığına tanık oluruz. Son altı yılını geçirdiği İstanbul Kuzguncuk’ta; evini üç, atölyesini de dört ayrı mekâna taşımıştır. Hem göçer ruhlu olmasından, hem bitmek bilmeyen enerjisinden olsa gerek, kabına sığmayan sanatçı, sürekli hareket halinde olur, günün her saatinde bulunduğu mekândan, başka mekâna geçerdi. Belki de bu göçer ruhlu oluşu, ona atalarından genlerle gelmişti. Genlerle gelen sadece göçer ruhluluk değil, sezgilerinin çok güçlü olması, dik başlılığı, taviz vermeyen tavırları, derviş yanı, bilgeliği, yaşam dolu oluşu en önemlisi de sanatçılığı… Bütün bu özellikleri annesinde-babasında ve ailesinde, geçmişinde bulmak mümkün. Okuma yazma bilmeyen köy kadını olan annesinin ustaca yaptığı naif resimler, iki kardeşinin heykeltıraş olması, bir kardeşinin aktör-senarist olması tesadüf olmamalı... Türklerin Anadolu’ya göç etmesiyle birlikte, bir grup Türk mende Karadeniz’ini bölgelerini kendilerine mesken edinirler. Oğuzların, Kınık boylarından olan bu Türkmenlerden bir kısmı, Giresun’un dağlık bölgesinde (Alucra’ya) yerleşirler. Dağlık, ormanlık, kayalık olan bu bölgede insanlar, yıllarca yaşamlarını hayvancılık ve tarımcılık yaparak sürdürürler. Doğanın elverişsiz koşulları nedeniyle, elde ettikleri ürün, ancak kendilerine yetebilmektedir. Zor koşullar altında yaşayan bu insanlar: toprağın verimsiz olması, nüfusun artması, ülkenin sosyolojik yapısının değişmesi gibi nedenlerden dolayı 20.yüzyılın o ortalarından itibaren köyden kente göç etmeye başlarlar… Metin ve Münire adlı iki çocukları olan, Raif-Esma Ekiz çifti de 1940’lı yıllardan itibaren yazları köyde ekincilik ve hayvancılık yapar, kışları da Samsun’un Terme ilçesine giderler. Bu küçük ilçede anne- baba çeşitli işlerde çalışarak, yaşamlarını devam ettirirler. Daha sonra Sevim adlı iki kız çocukları olan Raif-Esma ekiz çiftinin 1950 yılında Terme’de Rafet adlı bir çocukları daha dünyaya gelir.1953 yılında Ekiz ailesi Samsun’a göç eder. Burada ufak bir arsa alarak gecekondu tarzı bir ev yapıp zor koşullar altında yaşamaya başlarlar. Bu tarihten itibaren Ekiz’ ler Samsun’da sürekli olarak yaşarlar.
Samsun’da Rahim ve Turgut adlı iki çocukları daha olan Ekiz ailesinde, baba inşaatlarda kalıp ustası olarak çalışırken, anne de Tekelin tütün mağazalarında çalışır. Yoksulluklarına, yaşamın zorluklarına karşın Anne-baba dört erkek çocuklarını üniversiteye kadar okuturlar. 1950 yılında samsun’un Terme ilçesinde dünyaya gelen Rafet Ekiz, okul yaşamına Samsun, da Sakarya ilkokuluna başlar. İlkokuldan sonra Samsun Namık Kemal ortaokulunu bitirir, ardından Samsun 19 Mayıs Lisesi’ne başlar. Lise yıllarında yaptığı resimlerde göze çarpan Rafet Ekiz, bu yıllarda yönünü tayin eder Ve liseden sonra resim tahsil etmek ister. Bu isteğini de İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim bölümüne girip, bu okulu birincilikle bitirerek gerçekleştirir. Bir yıllık öğretmenlikten sonra istifa ederek askere gider. Ve 1976 da tekrar İstanbul’a döner. Ve ilk resim atölyesini Kadıköy’de açarak resim çalışmalarına başlar.
Bu dönemde daha çok karma sergilere, yarışmalara katılır. Sanatçı bu yarışmaların da birçoğundan ödüller alarak çıkar. Gene lise yıllarında kafasına koyduğu İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim bölümüne girerek, bu okuldan da 1982 yılında mezun olur.
1986 yılında “EKİZ’LER SANAT OLAYI” adlı sergile yirmiye yakın eserini sanatseverlere sunar. Bu sergiyi iki heykeltıraş kardeşi (Metin Ekiz, Rahim Ekiz) ve Annesi (Naif Ressam-Esma Ekiz) ile açarlar. Özellikle 1985 yılından itibaren yoğun bir üretime geçen sanatçı ilk kişisel sergisini de 1987 yılında açar… Bu tarihten itibaren, ardı ardına kişisel sergiler açan Ekiz, birçok karma sergi, uluslar arası fuarlara katılır. Eserleri yurtiçi, yurtdışı pek çok seçkin koleksiyonda yer alır.
1990 yılında İstanbul ‘ayrılan sanatçı, altı yıldan fazla, yurt içi –yurt dışı birçok yere gider. Adeta İstanbul’a küsmüş gibidir..Bütün bu gittiği yerler de yoğun olarak çalışan sanatçı,birbirinden seçkin yüzlerce eser üretir. Sadece resim yapmakla kalmaz. Onun için öğrenmenin araştırmanın sınırı yoktur, Her gittiği yerde okur, dünya ve Anadolu kültürünü didikleyip, araştırmak, beynini beslemek onun için çok önemliydi. Çağdaş bir derviş olan sanatçı, özellikle Anadolu medeniyetlerine, kültürüne hayrandı. Anadoluluk onun genlerinde, beyninde hep var olmuştur. İsveç’te daha fazla kalacağını hesaplayan ve bunu gitmeden önce dile getiren sanatçı Altı ay sonra geri döndüğünde.. “Sıkıldım, Anadolu’yu özledim derdi.
1997 yılında tekrar İstanbul’a dönen Rafet Ekiz önce Maslak oto sanayide atölyesini açar. Bir yıl sonra da Kuzguncuk’a taşınır. Son altı yılında İstanbul’un bu şirin sahil yerleşim birimde eserlerini üretir. 14 Temmuz -2003 tarihinde sanatçı, bir otomobilin çarpması sonucunda yaşamını yitirir. Vefatı ile sanat dünyasını yasa boğan Rafet Ekiz, yaşamı gibi ölümü de aykırı olur. Kendi deyimi ile “YOKTUK, VAR OLDUK, YOK OLACAĞIZ” diye ölümü yaşamında böyle yorumlayan sanatçı, yok olsa da eserleri ile hep var olacak.
ÖDÜLLER
1972 Atölye içi Yarışmalar Baş Ödülü 1972 Türkiye Üniversiteler Arası Kızılay Derneği İkincilik Ödülü 1973 T.C. 50. Yıl Okul Şenlikleri Resim Dalı Okul Birincilik Ödülü 1974 Diploma Konkuru Resim Birinciliği 1976 İstanbul (Uluslar Arası) Arkeoloji Müzesi Açık Hava Sergisi Resim Dalı ödülü 1979 DYO resim Yarışması Mansiyon 1982 Ev Dekorasyon Dergisi, Altın Palet Yarışması, Başarı Ödülü 1983 Ev Dekorasyon Dergisi Altın Palet Ödülü 1984 Talens Boyaları Türkiye Resim Yarışması Mansiyon 1985 Uluslar Arası İstanbul Kültür Festivali (Resim Yarışması) Günümüz Sanatçıları, Resim Dalı, Sanat Ödülü..
Bu tarihten sonra yarışmalara katılmama kararı aldı..
KİŞİSEL SERGİLER
1986 Galata Sanat Galerisi (Ekiz'ler Sanat Olayı 1) 1987 Teşvikiye Sanat Galeresi, 1988 Teşvikiye Sanat Galerisi, 1988 Urart Sanat Galerisi (Ankara), 1989 Ramko Sanat Merkezi-İst., 1990 Armoni Sanat Galerisi-Ankara, 1991 Ramko Sanat Galerisi-İst., 1992 Datyadost Sanat Galerisi-İst, 1992 Galeri Micro-İsveç, 1994 Bakü Sergisi, 1994 Datyadost Sanat Galerisi-(Tüyap Uluslar Arası Sanat Fuarı-Kişisel) 1996 Passion Sanat Galerisi-İst., 1997 İlayda Sanat Galerisi-Ankara, 1997 G.F. Galeri-İzmir, 2003 Terakki Sanat Galerisi-İst, 2003 Terakki Sanat Galerisi Vakfı-Uluslar Arası Çağdaş Sanat Buluşması Kişisel-İst., 2004 İTK Gazi Mustafa Kemal Paşa Sanat Galerisi-İzmir, 2006 Atatürk Kültür Merkezi Retrospektif Resim Sergisi-İst..
Sayısız Karma sergilere katılan sanatçının yurtiçi ve yurtdışı seçkin koleksiyonlarda eserleri yer almaktadır. 14 Temmuz 2003 tarihinde, araba çarpması sonucu yaşama veda etti.. Sanatçı için 2007 yılında iki kitap yayınlandı. Altmış yakın dostunun, anılarını, sanatçı kişiliğini, ilginç anekdotlarının anlatıldığı �Rafetçe� adlı kitap Leman yayınlarınca basıldı. İkinci kitabında ise, 33 yıllık Sanatı, yaşamı ve bu süre içersinde yaptığı eserlerinden altı yüz dolayında resim ve desenlerinin yer aldığı, renkli, kuşe, büyük boy sanat kitabı ailesi tarafından bastırıldı.
“ RAFETÇE KİTABINDAN ALINTILAR” “İşte yine böyle bir günü yaşamak için Asmalı mescit Müeyyet Sokaktaki atölyemde buluşmuştuk. Kısık ve çok sırlar sakladığı Gözlerinden ve tebessümünden o günkü ruh halini çözmeye Çalışırken yüzünün her zamankinden daha farklı bir beyazlıkta Olduğunu fark ettim. Sorduğumda, “Hayır, fevkalade iyiyim bu Sabah Alucra’dan gelen balla koca bir bardak greyfurt içtim ki Bomba gibiyim…”der demez hızla, “Hadi kalk doğru Taksim İlkyardım’a gidiyoruz sen bal zehirlenmesine uğramışsın,”de Dediğimde, boncuk boncuk terlemeye başlamıştı bile. Rafet’çe bir İnatla hastaneye gitmeyi saçma buldu. Bal zehirlenmesi konusunda Tecrübem olduğunu ve Alucra’dan gelen balın o dağlardaki Bir tür bitkinin özünden alan arının yaptığı balın az yiyince Şifa ama ölçüyü kaçırınca zehirlenmeye yol açtığını anlatırken, Birden bire, o koca adam sendeleyerek yere düştü.” “Rafet sakalı yüzü, çekik gözleri ilk anda O’nun Tatar ya da Türkmen olduğunu yansıtıyordu. Sonradan Giresun’un Alucra ilçesinden, bir Türk obası köyünden geldiğini öğrendim.” “Rafet on dört gün önce ölmüş. Harbiye’de gece saat bire doğru Caddeden karşıya geçerken bir otomobilin altında kalmış. Hastana ye götürülmüş kurtulamamış. Üzerinde nüfus kâğıdından Başka bir belge olmadığı için adresi bulunamamış, yakınlarına Haber verilememiş. Nüfusa kayıtlı olduğu Alucra’ya da telefon edilmiş Yanıt alınamamış öylece hastane morgunda bekletilmiş. Eğer bir gün Daha yakınları onu bulmasalardı Rafet kimsesizler mezarlığına defnedilecekti. Kardeşi Turgut’un gayretiyle Rafet hastane morgundan alındı sevenlerinin Katıldığı yalın bir törenle Kasımpaşa üstündeki Feriköy Mezarlığına defnedildi…” 
ESMA EKİZ 1921 Giresun-Alucra Kuruluş Savaşı gazilerinden Hasan Yayla ve Havva Abdal’dan Olma 1938 Köylüsü Ekiz oğullarından Raif ile evlendi 1950 Samsun’a göç ettiler 1972 Tütün işçiliğinden emekli oldu 1973 Yılında kendiliğinden resme başladı Üçü kız, dördü erkek çocuk annesi olan Esma Ekiz, ve Tiyatro oyuncusu Turgut Ekiz’ in annesidir. 1986 Yılında Ekizler Sanat Olayı (Galata Sanat Galerisi) İlk kez resimleri sanatseverlere sunuldu… Bine yakın yapıt üretti… Yapıtları birçok karma sergide yer aldı… Seçkin koleksiyonlarda Eserleri bulunmaktadır… 1996 Yılında yaşama veda etti METİN EKİZ 1945 Giresun-Alucra ‘doğdu İlk ve Orta öğrenimini Samsunda tamamladı 1975 İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Yüksek öğrenimini tamamladı. 1977 Yılında bu kuruma görevli olarak girdi… Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel sanatlar Fakültesi, Heykel bölümü Maden Uygulama Atölyesinde öğretim görevlisi olarak 2003 yılında emekli oldu Ödüller 1974 Ahmet Ant içen Sanat Ödülleri Dalı’nda Heykel I.Ödülü 1975 İstanbul Arkeoloji Müzeleri Açık Hava Sergisi, Heykel Dalı’nda Sanat Ödülü 1975 Ziya Gökalp Yarışması, Mansiyon 1976 Fahrettin Altay Büst Yarışması II. Ödülü 1978 Kartal Belediyesi Sanat Şenlikleri Heykel Dalında I.Ödülü 1986 Enka Vakfı Heykel Yarışması, III. Ödülü RAHİM EKİZ Samsun’da doğdu 1980 Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim bölümünü bitirdi 1985 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Heykel Bölümünü bitirdi 1982 Uluslar arası tarım örgütü (F.A.O) Hatıra Para Yarışması 2. lik ödülünü aldı M. S.Ü. 1985 Gençlik Yılı genç sanatçılar öğrenci yarışması Sergi 3. lük ödülünü kazandı 1984 Fındıklı açık hava park sergisi 1985 Vakko yarışmalı sergi 1985 Resim Heykel Müzesi “Gençlik yılında ödül alan genç sanatçılar” sergisi T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı “1985 Uluslar arası Gençlik Yılı Sanat Sergisi” 1985 Antalya ve Muğla Şenlikleri 1986 Ekizler Sanat Olayı (Galata Sanat Galerisi) 1987 Mayıs Ayında yaşama veda etti 










|