Akşam Gazetesi Genel Yayın Müdürü ve baş yazarı Türk basın dünyasının usta kalemi Serdar Turgut 28.09.2007 tarihinde yazdığı yazıda Alucra bana İlaç gibi geliyor.
Şimdi bu grubu düşünün; bunlar kendi aralarında sorunsuz yaşayabiliyor. Üstüne üstlük ben de hepsini seviyorum. Literatürde çok lafı edilen Pax Ottomana denilen şey de bu olmalı
Aşağıda medya anıları kitabım için tutmuş olduğum notlardan bir bölümünü bulacaksınız:
·Bu gazetecilik illeti nedeniyle normalde hiç ilgilenmeyeceğim tuhaf yerler hakkında gayriihtiyari bilgilere sahip olmaya başladım.
Örneğin; bir arkadaşım bana durmadan Orta Anadolu’yu anlatıyor. Diğeri ise Alucra diye bir yeri öğretti bana. Hatta internet bağlantımda sık kullanılan siteler listemde alucra.com’un bile adı geçiyor. Listede newyorker. com, nymag.com’dan sonra Alucra sitesi geliyor.
Eskiden olsa bu gelişme beni depresyona sokabilirdi. Bunu kişisel bir mahvolmanın işareti olarak yorumlayabilirdim ama şimdi hoşuma bile gidiyor.
Orta Anadolulu arkadaşı uzun süre dinledikten sonra Alucra bana ilaç gibi geliyor olmalı. Orta Anadolulu da tam olarak nereden olduğunu söylemiyor sadece kendisine ‘Kuman Türkü’ diyor. Onunla da iyi anlaşıyorum. Bağımsız yorumculara göre bu benim de aslen Moğol olmamdan kaynaklanıyormuş. Kumanlarla Moğollar iyi geçinirlermiş.
Bu grubun tamamen dışında olan bir başka gazeteci daha var. Ona ‘Ne olacak bu memleketin hali’ dediğimiz zaman heyecanlanarak; “Ne oldu İngiltere’de bir şey mi oldu?” diyebiliyor. Adamın Türkiye ile alakası bu kadar.
Şimdi bu grubu düşünün; bunlar kendi aralarında sorunsuz yaşayabiliyor. Üstüne üstlük ben de hepsini seviyorum.
Literatürde çok lafı edilen Pax Ottomana denilen şey de bu olmalı.
Bizde ‘mahalle baskısı’ filan olmaz kardeşim. Bizde herkes kendisinin en önemli olduğunu düşünür. Alucralı Alucra’nın, Orta Anadolulu oraların, Londralı Londra’nın, New York’lu da New York’un en önemli olduğunu düşünür ve birbirimize paralel olarak yaşayıp gideriz.
İşin tek kötü yanı bana okumak zorunda olduğum yeni yazı belalarına mal olmasıdır.
Örneğin Alucra’dan son haberleri merak ediyorsanız bunu sorabilirsiniz bana. Gruptaki yerlerden en sıkıcısı İngiltere. Bu da bilinsin. ‘Bela geliyorum demez gelir’ sözünü doğrularcasına başımıza bir de Malezya çıktı gayri ihtiyari. Onu da öğrenmek zorundayım maalesef. Yakında listeme malesia.com da girer herhalde işte asıl o an ben bittim, tükendim demektir
·Hürriyet gazetesi, Başbakan Erdoğan’ın gerçekten seksi bir erkek olup olmadığını soruşturmuş. Önemli bir konu ama Hürriyet’in böyle bir işe girişmesini doğru bulmuyorum. Vukuatları var. Çünkü bir ara yayınladıkları dünyanın en seksi erkekleri listesinde Ertuğrul Özkök de bulunuyordu.
Değerlendirmenin böyle yapılabildiği bir yerde Başbakan gerçekten seksi ilan edilse ne olur seksi değil dense ne olur.
Dün ben de yazı işleri toplantımızda ‘Beni seksi buluyor musunuz?’ sorusunu sordum. Cevap ‘Yüzde 100 evet’ şeklinde oldu. Ben şimdi bu sonuçtan yola çıkarak bir haber yaptırmadım henüz ama sonucu not ettim ileride kullanmak için. İyi hatırlıyorsam Özkök o araştırmada 11. sırada yer alıyordu. Bir yayın yönetmenin kendi gazetesinde yayınlanan ‘En seksi erkekler’ listesinde 11. sırada yer alabilmesi, acaba halka bir yeni objektiflik gösterisi midir yoksa bu sıralama gerçek miydi? Eğer ikinci olasılık söz konusuysa ortada son derece acıklı bir durum da var demektir.
·Kadını burnundan ameliyat ettirdik. Bir başka kadın burun hakkında yazı bile yazdı ama dün onunla birlikteydim. O burundan ameliyat filan olmamıştı. (Oray kendisini sakınsa iyi olur. Hayır ben bir şey yapacak değilim.)
Hakkında yazılan kadın Trabzonlu ve hayli de kızgın gördüğüm kadarıyla. Kızgın olduklarında Trabzonluların ne yapabileceklerini kimse öğrenmek istememeli bence.
Bu durumda gerçek saklanamaz. Burun ameliyatlı değilse bunu görürsünüz. Aslında bunların hiçbirisi beni pek alakadar etmiyor da, ama ne yapayım kadın, yayın yönetmeni olduğum için bana bağırdı dün. Başımda yeteri derecede sıkıntı bela yokmuş gibi bu da geldi başıma.
·Sevgili okurlar; acaba bu dünyada ‘sadece kendi arzu ettiği gibi yaşamaktan başka amacı olmayan, diğer insanların ne yaptığıyla ilgilenmeyen, hele ne giyip ne yedikleriyle hiç alakadar olmayan, olmak istemeyen, çocuğunu iyi yetiştirme, karısı ile iyi geçinme dışında başka gayesi bulunmayan, büyük sorunlarla uğraşmayan insanlar yok mu?’ İnsanların hepsi Malezya ile gerçekten ilgili mi?
Bu toplumda küçük amaçlı hippi benzeri insanlar varsa, onlara uygun bir gazete de gerekiyor. Çünkü büyük sorunlar son derece sıkıcı ve çözümsüzler.
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
28.09.2007
SERDAR TURGUT Kimdir:
1955 yılında Ankara’da doğdu. İlk, orta, lise öğrenimini TED Ankara Koleji’nde, üniversite öğrenimini Queens College of New York’ta, yüksek lisansını New School for Social Research’de (New York), doktorasını ise Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamladı. YÖK tarafından asistanlık görevinden uzaklaştırıldı; dava açıp kazandı ama göreve dönme hakkını kazandığı gün istifa ederek akademik kariyerine son verdi. Gazeteciliğe başladı. Sırasıyla Yeni Gündem dergisi, Güneş, Cumhuriyet, Hürriyet, tekrar Güneş, tekrar Hürriyet gazetesinde çalıştı. Serdar Turgut, Akşam gazetesinde köşe yazılarını sürdürüyor.