ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA O KÖY BİZİM KÖYÜMÜZDÜR "BEREKETLİ (GİNDEBOL)"
Cuma, 07 Kasım 2008
Ekim ayında Alucra köylerimizle ilgili yaptığımız çalışmalarda toplam 38 köyü dolaştık. Gittiğimiz tüm köylerimizde, Alucralılara özel misafirperverliği ile karşılaştık. Bir köy vardı ki… hala aklımdan çıkmıyor.. Bereketli (Gindebol) köyü, bu köyümüzü diğer köylerle kıyaslayınca gerçekten içler acısıydı….Bu köyü diğer köylerden böylesine ayrıcalıklı kılan neydi… Alucra ya en uzak köyü olmasımıydı ? Evlere, dereden bahçe hortumları ile su getirilmiş, her taraf yılan gibi hortumlarla dolu, gitmek istediğiniz eve hortumu takip edin kolaylıkla evi bulursunuz.
Mezarlık duvarı yıkılmış, duvarı yapılmamış.. Çünkü mezarlık tam yolun kenarında, köy yolu tamamlanmadığı içinde mezarlık duvarları yapılamıyor. Bu gördüklerime duyarsız kalamazdım, hemen Bereketli köyü dernek başkanımız İsa Kayış kardeşimin telefonunu çevirdim. Kendisini tanıyordum. Ve tanıdığım kadarıyla da çalışkan, akıllı genç bir arkadaşımızdı, ben karıştırıyor olabilir miydim bu köy gerçekten İsa Kayış’ın köyümüydü… düşüncesi ile aradığımda “köylerinde olduğumu neden bu köyün bu halde olduğunu sordum? ” hani derler ya “Bir sordum, bin ah işittim” Bu zamana kadar köyleri için başvurmadık kurum kalmadığını ama bir türlü sonuç alınamadığını anlattı. Sonunda karar verdim, bu köyümüzün durumunu kaymakam Cevat Gün beye anlatacaktım.
Kendimce bu köyümüz ile ilgili kısa ve öz bir dilekçe yazıp Kaymakam Cevat Gün beye verdim. Bu köyümüzde gördüklerimi, izlenimlerimi kendisine anlattım. Bu köyümüze ziyarette bulunmasını, yerinde inceleme yapmasını rica ettim. Sağ olsun en kısa zamanda Bereketli köyüne ziyarette gideceğini söyledi….İsa kardeşime de köyü ile ilgili bu zamana kadar köyleri için yaptıkları başvuruları, çalışmalarını fakslamasını istedim. Birkaç gün sonra ben İstanbul’a döndüm, İstanbul Metropolün içinde yine aynı şekilde koşturmaya devam ederken, posta kutuma Kaymakam Cevat Gün beyden bir email geldi..Kaymakam bey, köyümüzü ziyaret etmiş ve incelemeleri ile ilgili bize yazı gönderdi.. “kendilerine binlerce kez teşekkür ederim”
Basının görevi dikkati çekmektir. Toplum içindeki grupların kanaatlerini ve tavırlarını birbirlerine duyurabilecekleri bir vasıta olmaktır, halkı bilgilendirmek meselenin tüm boyutlarının ortaya çıkarmak ve okuyucunun kendi değerlendirmesini yapmasını sağlayacak ortamı hazırlamaktır.Bizde Alucra.com olarak yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır diyoruz. Ve her zamanda söylediğimiz gibi Kişi, Kurum yada Kuruluşların değil Alucra’nın tarafındayız.İnşallah Bereketli (Gindabol) köyü de hak ettiği hizmeti alır….
Tülay Dolu Dikkatine…
Siz ve dernek başkanı bereketli köyüyle ilgili izlenimlerinizi bana aktardığınız için giderken zaten köyün durumuyla ilgili beklentimi asgari düzeyde tutmuştum. Ancak buna rağmen köyün halini gördüğümde. Sanki Alucra’dan bereketli köyüne değil de uzay çağından taş devrine yaptığım bir yolculuk gibiydi. İlk ve tek göze batan şey yoksulluktu. Eski evler, mahalleler arasındaki yoldan ziyade patika, kimi köylünün bulduğu bir kaynaktan kendi çabalarıyla ilkel şartlarda evine getirdiği su, kiminin köyün içinden geçen dereden suyunu temin etmesi, dereden karşıya geçmek için ağaçtan yapılmış köprüler ve daha birçok olumsuz izlenim...
Bu yoksulluğa rağmen başta muhtarımız olmak üzere köy halkının gösterdiği sıcak ve samimi ilgi vatandaşımızın her şeye rağmen devletine olan saygı ve sevgisinin göstergesi gibiydi. 21. yüzyılda bu durumda köy kalmaması için hayata geçirilen Köydes projesinin değerini daha iyi anladım.
Sorumluluk mevkiinde biri olarak üzgün ayrılmış olsam da, bu köyümüze Köydes kapsamında götürülebilecek yatırımlara, sayın valimiz Mustafa Taşkesen'le birlikte öncülük edebilecek olmanın da heyecanını duydum.
Başta köyümüzün suyu olmak üzere, yolunu da sayın valimizin de uygun görmesiyle 2009 Köydes projeleri kapsamına almak köyden ayrılırken duyduğum üzüntüyü benim için haklı bir gurura çevirecektir. Selamlarımla