Yakın olmak istedikçe ben sana, o kadar uzaklaştın ki sen benden, ulaşılmazında ulaşılmazı oldun. Oysa elimle dokunacak kadar yakınsın. Anlatmak istedim seni sana,o kadar anlatılmazsın ki. Çok sevmek istedim,o kadar sevgiye laiksin ki, galiba hak etmiyorum seni ben. Yoksa hani nerede bir sebep, bir neden. Ya ben göremiyorum, ya da güzelliğinle kör ettin beni.
Çok mu alınganım acaba? Birden sokağa atıyorum kendimi... Koca sokak dar geliyor bana. Tıpkı bedenimin yüreğime dar geldiği gibi. Boğulacak gibi oluyorum sen yoksun diye. Ne boğazın mavisi açıyor içimi ne de pırıl pırıl gökyüzü. Bir bakıyorum kendime bacaklarım vücudumu taşıyamayacak kadar ağar olmuşum, büyümüşüm. Bir bakıyorum kendime kaybolmuşum, küçülmüşüm.
Birileri durmadan anlatıyor "Önemli olan sağlığın","Boş ver unutursun","yaşamak güzel şey".... Hiçbirini, hiç kimseyi duymuyorum. Hatta öyle ki gözyaşlarımdan etrafı göremiyorum. Hem böyle acı çektirdiğin için senden nefret ediyorum hem de kollarında ölmek istiyorum. İşte bu kadar çok seviyorum seni. Ve bundan bahsediyorum herkese, senden bahsediyorum herkese. Biri çıkıp "ölüme çare buldular" ya da hatta "yarın kıyamet kopacak" dese başımı kaldırıp da ne dedin diye sormam.
Yalnız kalmak istiyorum hep, hem de kalabalıkların arasında kaybolmak. Ama ikisi de yetmiyor bana. Seninle olan yıllar gibi gelen kısacık geçmişimizi düşünüyorum, kötü anıları, hatıraları atlayarak neredeyse dakika dakika. Seninle geçtiğimiz yerlerden geçmek istiyor, oturduğumuz yerlerde oturmak istiyorum. Bunlar bana hiç iyi gelmese de, acı vereceğini bile bile bileeeee yapıyorum. Gel gel diyenler var, gel içindeki acıyı söküp atalım diyenler. Ben onlardan da kaçıyorum. Aslında kurtulmak istediğim halde o acıyı yaşamak için direniyorum. Hayatımın geri kalanında da seni düşünmek ve böyle bir hayat geçirmek istiyorum. Ve bunun aksini iddia edenlerden nefret ediyorum. Herkesi sana benzetip, kimseyi senin yerine koyamıyorum. Beni oyalayan hiçbir şey yok, yemek yiyemiyor, sürekli hasta oluyorum. Bir kaç saat kafamı bulandıran ama asla seni unutturamayan, sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren ilaçlara sığınıyorum.
Bütün şarkılar sanki bizim için yazılmış, dinleyemiyorum boğazım düğümleniyor. Zor uyuyor, kolay uyanıyorum. Sabahı iple çekiyorum. Bazen de hiç güneş doğmasa diyorum. Off off diyorum. Ne geceler rahatlatıyor beni ne de gündüzler. Ölmeyi istiyorum, ölemiyorum. Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüme çıkan ilk kıza sarılmak istiyorum... Nafile... Düşünmeye bile tahammül edemiyorum. Daha seni ilk gördüğüm günün gecesi rüyama girmen ve benim bunun gerçek olmasını istemem sence neye delalet. Hatta bi sabah uyandığımda adını söylediğimi fark ettim.
Hep telefonumun çalmasını bekledim. Aramayacağını bile bile bekledim. Ne zaman çalsa yüreğim ağzıma geliyor. Ağlamaklı konuşuyorum arayanlarla. Yüreğim burkuluyor, canım yanıyor. Bir daha sevmemeye yemin ediyorum, hayata dair hiçbir şey yapmak gelmiyor içimden. Sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşuyorum. Defalarca birlikte geçirdiğimiz dakikaların kıymetini bilemediğim için kendimden nefret ettim. Hatta yetmedi yaşadığım şehri, İstanbul'u terk etmek istedim. Seninle hiçbir anımın olmadığı yerlere gitmek istedim. Ama bir umut... Seninle bir gün bir yerde karşılaşma umudu... Bu umut beni gitmekten alıkoyuyor işte. Gel-gitler içinde yaşıyorum; Buna yaşamak denirse...
Sevgilerimle...
Hoş kalın, Hoşça kalın ama mutlaka SEVGİYLE kalın... Gönül Adamı (Dj dELiK@NLI)
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır